Profesör Doktor Ömer Bayezid, Türkiye’de kalp nakli ve suni kalp ameliyatı yapan ilk kalp ve damar cerrahlarından biridir. Türkiye’deki ilk başarılı kalp nakli ameliyatı Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından gerçekleştirilmiştir.

   Prof. Dr. Ömer Bayezid, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini 1977 yılında bitirerek, İstanbul hastanelerinde doktorluğa başladı. 1988 yılı Haziran-Aralık ayları arasında İngiltere’de Cambridge, Papworth Hastanesinde Kalp ve Kalp-Akciğer Transplantasyonu aktivitelerine katıldı.

   1989’da Koşuyolu Kalp ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinde şef muavini olarak görev yapmakta iken 1991 yıında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğine atandı, aynı yıl Kalp ve Damar Cerrahisi Dalında Üniversite Doçenti ünvanını kazandı. 1994’ de Anabilim dalı başkanlığına, 1997 de Profesörlük kadrosuna atandı. Göğüs Kalp Damar Cerrahisi, Damar Cerrahisi, Türkiye Klinikleri Kalp-Damar Cerrahisi, Ulusal Travma ve Acil Cerrahi, Türkiye Klinikler Kardiyoloji, Türk Kardiyoloji ve Türk Girişimsel Kardioloji Dergilerinin bilimsel danışma kurulunda bulunmaktadır.

   14 Aralık 2001’de Avrupa Bordunu almıştır (European Board of thoracic and Cardiovascular Surgeons, grandfather clause).

   Profesör Doktor Ömer Bayezid ile yaptığımız röportajı sizinle paylaşmak istiyoruz:

— Ömer Bey, doktor olmaya ne zaman karar verdiniz?

— Hatırladığım kadarıyla, hep doktor olmak istemiştim. Babam doktordu, diğer birçok akrabam da öyle. Çocukluğumdan beri, babama duyulan saygıyı görüyordum ve ben de onun gibi olmak istiyordum. Üniversite bitiminde amcalarımdan biri, kalp cerrahı Profesör Doktor Kemal Bayezid’in yanında çalıştım.

— Neden kalp-damar cerrahisini seçtiniz?

— Çünkü, çok fazla insana bu şekilde yardım edebileceğimi düşünüyordum. Bütün dünyada, ölüm sebepleri arasında kalp yetmezliği % 30’dur ve diğer hastalıklar arasında birinci sırada yer alıyor. Daha öğrencilik sırasında, hastanelerde staj yaptığımda, hastaların ve yakınlarının gözlerindeki çaresizliği beni çok etkiledi. Onlara bir şekilde derman olmayı bütün kalbimle istiyordum.

— Çalışma deneyiminizi anlatır mısınız, kaç kişiye yardımcı olabildiniz?

— İlk kalp nakli ameliyatlarını hocam Prof. Dr. Kemal Bayezid ile yapmaya başladık fakat maalesef başarılı sonuç alamadık. İnsanların çaresizliklerini ve gözyaşlarını görmeye dayanamıyordum, bu yüzden ilk fırsat bulduğumda 1988 yılında İngiltere’ye yurtdışı stajı için gittim. İlk başarılı donör kalp nakli ameliyatını 1989 yılında, İstanbul’da ekibimle ben yapmıştık. 1991 yılında ben çalışmak ve ders vermek için Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi’ne geldim. Antalya’daki çalışmam boyunca 350 suni kalp ameliyatı ve 104 kalp nakli ameliyatı gerçekleştirdim.

— Sizce kalp nakli ameliyatının başarısı neye bağlıdır? Başarısız ameliyatların sebebi neydi? Bugünkü durum nasıl?

— Kalp nakli ameliyatların başarısızlığının ana nedeni, alıcının immün tepkisi idi. Yeni teknolojilerin gelişmesi ve nakil reddini önlemek için yeni, daha etkili ilaçların ortaya çıkmasıyla ameliyatlar daha başarılı hale geldi. Eğer 1969’da donör kalp nakli başarısı sadece % 1 idi, bugün bu rakam ameliyattan sonraki ilk yılda % 98 sağ kalmaya ulaştı. Ameliyattan sonra hastalar yıllarca rahat yaşarlar ve aktif bir yaşam tarzı sürerler. Bir hastam vardı, ayrıca bir göz doktoru, profesör, 12 yıl önce hemen kongreden ağır bir durumda getirildi. Şimdi çalışıyor, sempozyumlara katılmaya devam ediyor, spor yapıyor. Geçenlerde bir dağın tepesinde durduğu ve altında bulutların olduğu bir fotoğraf gönderdi. Ayrıca yapay kalp naklinden sonra hastaların yaşam süresi de arttı.

— Bildiğim kadarıyla, suni kalp hastaya, donör kalp nakli sırasını bekleyebilmesi için nakledilir?

— Evet, eskiden yapay kalp cihazı kişinin birkaç ay daha yaşamasına yardımcı oluyordu, şimdi ise yapay kalbi olan birçok hasta yıllarca dolu bir hayat yaşıyorlar. Örneğin, yapay kalp naklettiğimiz bir hastam var. Dokuz yıldır suni kalple yaşıyor ve geçenlerde alış veriş için Çin’e gittiğini bana yazdı. Yedi yaşında suni kalp naklettiğimiz bir çocuğun annesi, çocuğun çuvalla atlama yarışmasında diğer çocuklarla birlikte katıldığı bir video gönderdi. Tabi ben sağlığına daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.

— Ama suni kalp cihazı bataryalarıyla birlikte çok ağır değil mi?

— Modern cihazların ağırlığı bir kilodan daha azdır. Şu anda en iyi olan Amerikan yapımı suni kalp cihazları kullanıyoruz.

— Yabancı hastalarınız çok mu?

— Evet, tabi ki, çok sayıda hasta bize yurtdışından tedavi için geliyor. Ancak, maalesef, yabancı uyruklu hastalara sadece suni kalp nakli yapabiliyoruz, donör kalp nakli yasaktır. Yıllar önce, Eurotransplant International Foundation’a, Türkiye’yi üye ülke olarak kabul etme önerisi ile bir yazı yazdım, fakat red yanıtı geldi (Eurotransplant International Foundation, kar amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluştur, Avusturya, Belçika, Hırvatistan, Almanya, Macaristan, Lüksemburg, Hollanda ve Slovenya’da organ naklinin tanıtımından ve koordinasyonundan sorumludur). Şimdi Doğu Avrupa Organ Nakli Örgütü oluşturma projesi üzerinde çalışıyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile anlaşmamız yapıldı, geçen sene Profesör Cengiz Türkay’la oraya gittik ve kalp nakli ameliyatı geçirdik. Azerbaycan ve Bulgaristan ile de müzakereler sürüyor, Rusya da katılımcı ülkelerden biri olabilir.

— Ömer Bey, çalışma alanlarınızdan biri kök hücre tedavisi. Bu yöntem kalp nakli ameliyatlarının yerine geçebilir mi? Ne kadar etkili?

— Tıbbi araştırmaların sonuçlarına göre, kök hücreler kalp yetmezliği tedavisinde iyi sonuç vermiyor. Miyokardın sadece % 25-28 oranında iyileşmesini sağlamakta, bu da normal kalp fonksiyonları için ne yazık ki yeterli değildir. Ancak kök hücrelerin, örneğin, kalp defekti gibi çeşitli konjenital kalp patolojilerinin tedavisinde yardımcı olabileceğine inanıyorum. Şimdi, istatistiklere göre, 1000 yeni doğan bebekten 8’inin atriyal veya interventriküler septumda defektleri vardır. Bu defektleri tedavi etmek için yeni kök hücre tedavi yöntemleri geliştirilmektedir.

— Ömer Bey, sıcak ülkelere tatile giden kalp problemleri olan turistlere önerilerde bulunabilir misiniz?

— Kardiyovasküler sistem problemleri olan insanlara, beslenmeye dikkat gösterilmesini tavsiye ederim, özellikle tuza dikkat edilmelidir. Mideyi fazla doldurmamaları, yemekleri küçük porsiyonlarla almaları gerekir. Kullandığı ilaçları unutulmadan düzenli alınmalıdır. Gündüzleri direk güneş ışınları altına çıkmaları tehlikelidir. Kadınların 50 yaşından sonra ve erkeklerin 40 yaşından sonra yılda bir muayene olmaları gerekir, ve yurt dışı gezisi öncesi veya tatil için gittiği ülkeye geldiklerinde chek-up yaptırılmalıları iyi olur.

— Ömer Bey, Lara’da yeni muayenehane açtınız, burada da kalp ve damar hastalarının muayenesi mi yapılıyor?

— Evet, kendi hastalarımı burada muayene ediyorum. Aynı zamanda muayenehaneye varis tedavisi için yeni Exoterme Vasküler Lazer cihazını aldım. Bu cihaz, 1-2 mm çapa kadar dilate kılcal damarların tedavisi için tasarlanmıştır. Lazer ışınları vasıtasıyla ciltte görünen ince varisli damar ve kılcal damar ağlarını silgi gibi silinmektedir. İşlem yapılırken ciltte yanmaları önlemek amacıyla tedavi bölgesi soğutulur. Prosedür basit, etkin, hızlı ve güvenlidir. Emekli olmaktan sonra kozmetik konular üzerinde çalışmaya planlamıştım ancak işimi hala bırakamıyorum. 

— Ameliyat yapmaya ve üniversitede ders vermeye devam mı ediyorsunuz?

— Evet, ben insanları bırakamam, birçok hasta benim onları ameliyat etmem için uzaklardan geliyorlar. Üniversitede de, yerimizi alacak yeni kadrolar yetiştirmek gerekiyor, meslektaşlarımla tıp fakültesi öğrencileri için üç tane kalp-damar cerrahisi ders kitabı yayımladık. Kendim de her zaman yeni bilgi edinmeye gayret ediyorum, insanlara yardım edebilmek için devamlı kendini yenilenmek lazım.

— Ömer Bey, bize vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. İnsan kurtarma onurlu işinizde size başarılar diliyoruz!