Ad : Ömer 
Soyad : Bayezid 
Anı Başlığı : Dr. Ömer Bayezid’in 7 Eylül 1989 Yılında Kalp Transplantasyonuna Organ Temini İçin Yaşadığı Bir Gün

   Bir Perşembe günü öğleden sonra Haydarpaşa Numune Hastanesine her günkü rutin ziyaretimi yapmak üzere gittim. Hemen hemen her gün hastanenin yoğun bakım servisine uğrayıp beyin ölümü olan bir hasta varmı diye soruyordum. Görevli hemşire kendisini tabanca ile başından vurmak suretiyle intahar eden 20 yaşındaki bir genç hastada beyin ölümü geliştiğini söyledi. Gerekli testler yapılmış beyin ölümü kesinleşmişti. Yoğun bakım sorumlu doktoru, organ kulanımı müsadesi alabilmem için çocuğun babası ile görüşmem gerektiğini söyledi. Acılı baba kırk beş elli yaşlarında sakin mizaçlı efendi bir adamdı. ilk konuşmamızda tepki gösterdiysede bir süre düşündükten sonra organ bağışı için olumlu olduğunu, böylelikle intahar eden oğlunun günahlarının bağışlanabilceğini, alıcı hasta ve yakınlarının oğlu için dua edeceklerini söyledi. Yalnız organ bağışı için bir şartı vardı. Kalp nakli yapılacak olan hastayı görmek istiyordu. Birlikte Koşuyolu Kalp Hastansi’ne gittik.

   Alıcı adayı Arif Köse isminde yaklaşık üç aydır kalp bekleyen 58 yaşındaki hastaydı. Son dönem kalp yetmezliği nedeniyle hastanenin yoğun bakımında yatıyordu. Bir gün mutlaka kalp nakli olacağına inanmıştı. Sanki Türkiye deki ilk başarılı kalp nakli olan hasta olacağını biliyordu. Arif beye beyin ölümü gelişmiş olan oğlunun kalbini kendisine bağışlamayı düşünen babayı takdim ettim.Baba Arif Beyin yatağına yanaştı, geçmiş olsun deyip hatırını sordu. Arif Bey yatağında doğruldu. Burnunu ve ağzını kaplayan oksijen maskesini çıkardıktan sonra iki eliyle Babanın kollarına sarıldı. Çok heyecanlıydı. Eğer organ bağışı yapılırsa minnettar olacağını ağlamaklı bir sesle ifade etti. Baba bu durumdan çok etkilendi, hemen orada oğlunun kalbini kullanmamız için izin verdiğini söyledi. Dışarı çıktığımızda, Arif Beyin çaresiz ve fakir bir insan olduğunu ve oğlu için dua edeceğine inandığı için bağış yaptığını söyledi. Bu benim kendi adıma, bir çok hasta yakını tarafından terslenmiş, hatta tehdit edilmiş birisi olarak,dokuz aylık uğraşlarım sonucu alabildiğim ilk olumlu cevap oldu.

   Baba Haydarpaşa Numune Hastanesine geri döndü. Bende durumu telefonla Başhimimiz ve Klinik Şefimiz olan Dr. Cevat Yakut Bey’e bildirdim. Ameliyat hazırlıkları başladı. Vakit iyice ilerlemişti, Dr. Ali Gürbüz ile birlikte izin için gerekli imza ve formaliteleri tamamladıktan sonra hastayı Koşuyolu Hastanesine transfer etmek üzere Numune hastanesine gittik. Yoğun bakımın kapısında hiç kimse yoktu. Nöbetçi Doktora hasta yakınlarını sorduğumuzda ailenin organ bağışlamak istemediklerini ve evlerine döndüklerini söyledi. Bu durum bizde büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Arayıp aileyi ikna edebiliriz ümidiyle hasta dosyası üzerindeki adres ve telefon numaralarını okumaya çalıştık. Ev adresi çok yetersiz ve silik bir şekilde yazılmıştı, okunamıyordu. Telefon numarasını aradığımızda başka birine ait olduğunu gördük. Aileyi önce hastane koridorlarında sonra hastane bahçesinde aradıysakta bulmamamız mümkün olmadı.

   Saat gece yarısını geçmişti, hemen hastanenin önündeki caddeden geçmekte olan taksilerden birine bindik. Otomobilin arka koltuğunda kendi aramızda konuşuyor, bütün çabaların boşa gittiğine, bizim şansızlığımıza ve Arif Beyin bahtsızlığına yanıyorduk. Bizim konuşmalarımıza kulak misafiri olan taksi şöförü, intahar eden çocuğun evini mi arıyorsunuz? Diye sorduğunda çok şaşırdık. Bir süre önce aileyi evlerine kendisinin götürdüğünü, istersek bizi oraya götürebileceğini söyledi. İstanbul’da binlerce taksi içerisinde aynı taksiye binmek tesadüfün ötesinde bir şey olmalıydı.

   Üsküdar Çiçekci de dört katlı bir eve geldik. Vakit gece yarısını bir hayli geçmesine rağmen apartmanın tüm katlarındaki odaların ışıkları yanıyordu. Açık olan bazı pencerelerden gelen ağlama sesleri sokaktan duyulabiliyordu. Tüm apartman Karadenizli olan bu geniş aileye aitti. Bizi genişçe bir salona kabul ettiler. Salon oldukça kalabalıktı, içerde hiç kadın yoktu. Baba saygılı bir şekilde, çocuğun anne ve kız kardeşinin istememesi nedeniyle bağış yapamayacaklarını söyledi. Onlarla son bir kez konuşabilmek için izin istedim. Bizi üst katta kadınların olduğu bir salona aldılar. Anneye,kız kardeşine ve diğer bayanlara Arif Beyin ızdırabını, yakınlarının çaresizliğini, kalp naklinden başka bir tedavi imkanının olmadığını anlattım. Kendi oğullarında beyin ölümü geliştiğini, artık geri dönüşünün mümkün olmadığını, organların toprak olacağına başka bir insanda yaşamaya devam etmesinin onlar için bir teselli kaynağı olabileceğini söyledim. Bu konuşmalar etkili oldu. Tüm aile bireyleri kalbi kullanmamıza izin verdiler. Baba ile birlikte Numune Hastanesine döndük. Bu kez hastane Başhekimi organ kullanabilmemiz için Noterden muvafakatname getirmemiz gerektiğini söyledi. Gecenin o saatinde böyle bir şey mümkün değildi. Bu durum Babayı çok kızdırdı. Kendisi oğlunun kalbini bağış yapmasına rağmen operasyonun engellenmesi veya geciktirilmesini bir türlü anlayamıyordu. Bu ameliyatlara devam etmemiz gerektiğini, hastane yetkilileriyle iyi ilişkiler içinde olmamızın önemini anlatarak babayı sakinleştirdim. Yapacak bir şey yoktu, ertesi sabah saat dokuzda Kadıköy dördüncü noterinde buluşmak üzere ayrıldık.

   Ertesi gün, hayırsever babanın, Koşuyolu Kalp Hastanesinde yapılacak olan Arif Köse’nin kalp nakli ameliyatında, oğlunun kalbinin kulanılabilmesi için Noterde verdiği muvafakatın ardından operasyon hazırlıkları başladı. Türkiye deki ilk başarılı kalp transplantasyonu ameliyatındaki organ temininde yaşanan sıkıntılar ve verilen mücadeleyi özetledim.

   Eğer inanıyorsanız, mücadele gücünüz ve cesaretiniz varsa tüm zorlukları yenerek hedefe ulaşabilirsiniz.

   Kalp ve damar cerrahisi ve transplantoloji uzmanı, Dr. Prof. Ömer Beyazid, hayatını insanları kurtarmaya adadı. 30 yıldan uzun bir süredir, yüzlerce hastanın hayatta kalmaları ve yaşam kalitelerini yükseltmeye yardımcı oldu. İlk ve en ünlü Türk kalp cerrahlarından biri olan Profesör Ömer Beyazid, Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi’nde ders vermeye ve en zor kalp ameliyatlarını yaparak hastaları tedavi etmeye devam ediyor.